23 Ocak 2018 Salı

anatomy ,anatomi, netter 4 calvaria


Devamını Oku »

anatomy ,anatomi, netter 3



Devamını Oku »

anatomy ,anatomi, netter 2


Devamını Oku »

anatomy ,anatomi netter


Devamını Oku »

18 Ocak 2017 Çarşamba

ÜNİTE 1 - ESKİ TÜRK EDEBİYATMM TANIMI VE ÇERÇEVESİ

ÜNİTE 1 - ESKİ TÜRK EDEBİYATMM TANIMI VE ÇERÇEVESİ

Türklerin Islâmiyetle VIII. yüzyıldan itibaren temas kurduğu top­luca ve yaygın bir şekilde İslâmlaşma ise X. yüzyılda görülür. İslâmî Türk edebiya­tının ilk önemli eseri  Kutadgu Bilig ( 1069)  Doğu Türkçesi ile yazılmıştır. Doğu Türk yazı dili, birbirinin devamı olan üç edebî üç dönemdir: Karahanlı (11. yy), Harezm-Altınorda (12-15. yy), Çağatay (15.-18. yy) ve bünyesinde birtakım Oğuzca (Batı Türkçesi) özellikleri de gösteren, 15. Yy’dan sonra tamamen Oğuzcalaşan ve ayrı bir edebî dil olma özelliğini kaybeden Memluk Kıpçakçasıdır. Doğu Türkçesi (Hakaniye Türkçesi) Batı Türkçesine göre da­ha önce edebî ürünler vermiştir. Batı Türkçesinin ilk dönemine Eski Osmanlıca, Eski Türkiye Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesi gibi adlar verilmiştir. Bu dönem, Anadolu Selçukluları ve Beylikler Çağı ile Osmanlı Devleti’nin XV. yüzyı­lın ikinci yarısına kadar uzanan kuruluş dönemini içine alır. Bu edebî dilin ikinci dönemi ise Osmanlı Beyliği’nin gittikçe güçlenerek Anadolu’da siyasi birliği sağlamasından, özellikle de İstanbul’un alınmasından sonra bu kentin yeni bir bilim, kültür ve uygarlık mer­kezi hâline gelmesiyle gelişen ve Arapça ve Farsçadan alınan kelimeler ve çeşitli gramer yapılarıyla anlatım gücünü geliştirerek 20. yüzyılın başlarına kadar varlığını sürdürür. Oldukça gelişmiş bu yüksek edebî dile Osmanlı Türkçesidenilmiştir. Batı Türkçesinin bir kolu da Doğu Osmanlıcası (Âzeri Oğuzca)dır.        Eski Türk edebiyatı, Osmanlı döneminde ortaya konulan edebiyat ürünlerini esas almakla birlikte Osmanlı döneminde tek bir edebî gelenek bulunmamaktadır:

Devamını Oku »

1. ÜNİTE - TÜRK DİLİNE GİRİŞ YAPILARI BAKIMINDAN DİLLER

1. ÜNİTE - TÜRK DİLİNE GİRİŞ

YAPILARI BAKIMINDAN DİLLER
Dünya üzerinde var olan 2500-5000 arasında dilin incelemeye tabi tutulanlar arasında şöyle bir ayrım görebiliriz:

Devamını Oku »

TUTUM KAVRAMI

 - TUTUM KAVRAMI

Tutum, bir bireye atfedilen ve onun bir psikolojik obje ile ilgili düşünce, duygu ve davranışlarını düzenli bir biçimde oluşturan bir eğilimdir.Tutum bir bireye aittir. Çeşitli gruplar tutumları bakımından karşılaştırılabilirse de tutum özünde bireysel bir yapı taşımaktadır. Ayrıca tutum doğrudan gözlenebilen bir özellik ya da olgu değildir. Tutum gözle görülmez, fakat gözle görülebilir bazı davranışlara yol açtığından, çok basit olarak bu davranışların gözlenmesi sonucu belli bir tutumun var olduğu, ne ölçüde değiştiği ya da güçlendiği söylenebilir. Psikolojik obje ise, belli bir birey için anlam -daha doğru bir deyişle farklı anlam- taşıyan, bireyin farkında olduğu herhangi bir obje demektir. Bir birey için her şey bir psikolojik obje olabilir. Tutumlar genel anlamda düşünce-duygu-davranış eğilimi bütünleşmesi olarak nitelendirilebilir. Bu üç faktör aynı zamanda tutumun ögeleri olarak da tanımlanabilir. Tutumun özellikleri:
  • Güç derecesi
  • Karmaşıklık
  • Diğer tutumlarla ilişki ve merkezilik
  • Ögeler arası tutarlılık
  • Tutumlar arası tutarlılık
Tutumların oluşum yolları:
  • Büyüme ve toplumsallaşma boyunca ailede ve diğer çevrelerde öğrenilen tepki yollarının birikmesi,
  • Bireyin başından geçen yaşantılardan çıkarılan genel sonuçlar,
  • Çok şiddetli etki eden bir olaya dayanarak buna benzeyen olayların da aynı şekilde değerlendirilmesi,
  • Başkalarının tutumlarının taklit yoluyla benimsenmesi.
Bireyin alışkanlıkları ve belli bir konuda sonuç hakkındaki beklentileri de tutum-davranış ilişkisinde belirleyicidir.
İKNA KAVRAMI
İnsanlararası iletişim; bilgi, duygu, düşünce, tutum ve kanılarla, davranış biçimlerinin kaynak ile alıcı arasındaki bir ilişkileşme yoluyla bir insandan diğerine bazı kanallar kullanılarak ve değişim amacıyla aktarılması sürecidir. İletişimin gerçekleştiği pek çok durumda insanlar ya birisini verdikleri bilginin doğruluğuna, ya davranışlarını değiştirmesine ya da başka bir konuda ikna etmeye çalışırlar. Çünkü iletişim için ikna etmek önemli ve ortak bir nedendir. İkna "istendik amaçların ortaya çıkarılması için gerçekleştirilen bir iletişim biçimi" olarak ele alınır. İletişimin etkileri:
  • Alıcının bilgi düzeyinde meydana gelen değişme
  • Alıcının tutumunda meydana gelen değişme
  • Alıcının açık davranışında meydana gelen değişme.
  • İkinci aşamada gündeme gelen tutum değişmesi de yine üç biçimde hayata geçer:
  • Varolan tutumun pekişmesi veya güçlenmesi
  • Varolan tutumun değişmesi
  • Yeni tutum oluşması
İkna edici iletişimde beklenen bilgi verildikten sonra ortaya çıkacak tutum ve açık davranış değişikliklerinin amaçlanan ve istendik doğrultuda olmasıdır. Genel anlamda iletişimde başarı ve başarısızlığa katkıda bulunan faktörlerin en büyüğü ikna edici iletişim ve onun uygun olarak yapılandırılması biçiminde ortaya çıkmaktadır. İknada varolan birtakım önemli değişkenlerin varlığını da unutmamak gerekir. Aslında iknadaki değişkenlerin her biri tanımlanabilir, ayırt edilebilir ve ölçülebilir olmalıdır. Bağımsız değişkenler iletişim süreciyle birlikte yapılır ya da ortaya çıkar. Bu değişkenlerin ne olacağını, nasıl oluşacağını bilir ve etkilerini tahmin ederek üretiriz. Bağımlı değişkenler ise yapılmak zorundadır, yapılır ve ikna edici bir biçimde de değişimler oluşur. Bağımlı ve bağımsız değişkenlere bir arada ikna edici iletişim matrisi adı verilir. İkna edici iletişim matrisi, insan hayatı boyunca sahip olunan insan ilişkilerindeki tüm bağımlı ve bağımsız değişkenler hakkında oluşan kesin ve tam verilerdir. Bağımsız değişkenler iletişimin pek çok yönü ve ögesi bakımından ele alınmalıdır. Oysa bağımlı değişkenler bilgilenme süreci bakımından yalnızca bir insanın ikna edici iletiyi aldığı zaman oluşur. Her ikna edici iletişim durumunu oluşturan bağımsız değişkenler karşımıza "kaynak, ileti, kanal, alıcı ve amaç" olarak çıkar.İkna edici iletişim matrisinin bağımlı değişkenleri, kişinin ikna edildiği yeni davranış, olay ve olguların özelliğine göre altı basamağa ayrılır:
  • İkna edici iletinin sunulmuş olması
  • İletişime iletiye hedef olan kişinin katılmasıdır ve bu kişinin neyin tartışılacağını kavraması
  • Gönderilen iletinin sonucunu kavrayana kadar alıcının iletişimi desteklemesi
  • İletinin kavranılmasının yanında alıcının bunu kabul etmesi ya da en azından sözel düzeyde uyum sağlaması
  • Etkinin ölçülebildiği zamana kadar kabullenmenin varlığını sürdürebilmesi
  • Hedef kişinin yeni davranışı açık davranış olarak gösterebilmesi
İkna süreci iletişimin tüm basamaklarında çözümlenir. Anılan basamaklar ise şunlardır: İletişim kaynağı, iletişimin biçimi, içeriği ve organizasyonu, iletinin ulaştırılacağı kanalın karakteristik özellikleri, hedeflenen alıcının yeteneği ve özellikleri ile amaçlanan davranış ve tutum değişiklikleri.
İKNA SÜRECİNİN İZLEDİĞİ YOL
  • İkna süreci kaynak-ileti (mesaj) -kanal-alıcı olmak üzere 4 temel ögeden oluşur. Kaynak: İletiyi kodlayan ve gönderen kesimdir. Kaynak bir kişi, grup, kurum veya toplum olabilir. Kaynağın inanılırlığı ve kaynağın sevilmesi iknanın kabulünü etkileyen faktörlerdir. İnanılırlık ise iki faktöre bağlıdır: saygınlık ve güvenilirlik. Yüksek saygınlığı olan kaynaktan gelen ileti daha kolaylıkla kabul edilebilmektedir ve buna bağlı olarak da iletişimin etkisi artmaktadır. Hedef izleyici ikna edici iletişimin kendisine doğrudan yöneltilmemiş olduğunu düşünürse ondan daha fazla etkilenmektedir. İknacıların izleyicileri etkilemeye çalıştıkları bilindiği halde sevilen, beğenilen bir kişi söz konusu ise bu etki severek kabul edilmekte ve onunla özdeşleşilmeye çalışılmaktadır. Tutum değişimi uyma, özdeşleşme ve benimseme olarak üç şekil ve basamakta gerçekleşir.İleti ( Mesaj ): Kaynağın alıcıya ulaştırmak istediği duygu, düşünce, tutum, konu ve davranış biçimi vb.nin kodlanmış halidir. Her ileti hazırlanışında göz önünde bulundurulması gereken nokta, önemli kısımların iletinin başında mı yoksa sonunda mı sunulması gerektiğidir. Önemli olan verilerin nerede verildiği kadar nasıl verildiğidir. İster başta, ister sonda olsun söylenenler duyulmak istenenle aynı ya da koşut olursa sonuç çok daha başarılı olacaktır. İletinin etkili olmasını sağlayan diğer bir yöntem de korku faktörünü kullanmaktır. Ayrıca ileti hedef kitlenin dikkatini çekecek biçimde yapılandırılmalı ve sunulmalıdır. İletinin dikkat çekecek şekilde kurulması; zamanlama, yer seçimi ve konu ile yakından ilgilidir.Kanal: Beş duyu organımız veya kitle iletişim araçları kanal özelliğini taşıyabilirler. Yapılan araştırmalara göre aynı iletinin değişik kanallardan verilmesi sonucunda iletilerin etkileri de değişik olmuştur. İletilen çok geniş kapsamlı ve karmaşık yapıya sahip olmadığı zamanlar sözlü araçlar kullanılarak alıcıya ulaştırıldığında basılı yayınlara oranla çok daha fazla etki sağladığı saptanmıştır. İleti karmaşık yapıya sahip olduğında yazılı araçlar daha etkili olur.Gürültünün en aza indirilmesi belli bir oranda iletişimde kullanılan kanala ve iletinin iyi ve gereklerine uygun biçimde kodlanıp kullanılmasına bağlıdır. Alıcı: Kaynağın gönderdiği iletiye hedef olan kesimdir. Yapılan araştırmalara göre kendine güveni az olan insanlar daha kolay ikna olabilmektedir. Yapılan bazı araştırmalar ise kadınların genellikle erkeklerden daha kolay ikna edilebileceğini ve sosyal etkiye daha fazla uyum gösterdiğini kanıtlamıştır.
İkna sürecinin ise üç temel amacı bulunmaktadır: Alıcı kesimde yeni bir tutum oluşturmak, Alıcı kesimin var olan tutumunun şiddetini arttırmak, Alıcının tutumunu değiştirmek biçiminde ortaya çıkmaktadır.
İKNADA ZEKÂ VE KORKU FAKTÖRÜ
Zeki insanlarda ikna edilebilirliğe karşı bir direnç olacağı düşünülmesine karşın, ikna edici iletiyi kavrama ve dikkat etmenin artmasıyla ikna edilebilirlik de artmaktadır.
İkna ve Korku: İkna edici iletişim kampanyalarında en sık ve en çok doğruda korkuya başvurulan konu halk sağlığı, trafik, çevre kirliliği ile ilgili çalışmalardır. Korku olgusunun belli durum ve şartlarda insanları güçlü biçimde güdülemesine karşın, sevgi gibi diğer bazı olgular daha iyi ve güçlü bir güdüleyicidir.
PROPAGANDA
Çok sayıda insanın düşünce ve davranışlarını etkilemek amacını taşıyan önceden planlanmış bir mesajlar bütünüdür. Propaganda tarafsız bilgi sağlama yerine, en temelde kendi kitlesini etkileyecek bilgiyi sunar. Genellikle politikada kullanılır ve hükümetler ve politik partiler tarafından desteklenir. Propaganda politik bir amacı veya iktidarın çıkarlarını destekleyen bilerek çarpıtılmış veya saptırılmış bilgiye denir. Daha da dar ve daha az kullanılan anlamıyla propaganda zaten inanan insanlara onlara inançlarını destekleyecek yanlış bilgi vermek anlamına gelir.  Propaganda zihinlere "yeni fikirler ve inançlar ekmek" için kullanılır. Reklamda da propaganda teknikleri kullanılır, duygulara hitap edilir; ama reklam yalan üzerine inşa edilmez. Tarihteki en ünlü propaganda posteri: ABD Ordusu asker toplamaya çalışıyor. Propaganda broşürler, posterler, TV veya radyo yayınları ve bunların dışındaki her türlü bilgi taşıyan medya aracılığıyla yapılır. Propagandacılar bir grubun istekleri yönünde halkın bir konu veya olayla ilgili görüşlerini değiştirmeyi amaçlarlar. Propagandayı diğer metotlardan ayıran, propagandacının halkın fikrini ikna etme ve anlatma yerine kandırma ve kafa karıştırmayla değiştirme isteğidir. Propaganda savaşta çok güçlü bir silahtır. Bu durumda amaç genellikle içerdeki veya dışardaki düşmanı insanlık dışı olarak göstermek ve ona karşı nefret yaratmaktır.
Propaganda Türleri: Beyaz propagandanın kaynağı bellidir. Kara propaganda dost bir kaynaktan geliyormuş gibi görünür ama gerçek tersidir. Kara propaganda, yalan, yanlış ve abartılı bilgiler kullanarak duyguları istismar ederek kitlelerin bir çıkar grubunun arzu ettiği gibi düşünmesini ve davranmasını sağlayacak iletişim faaliyetleri yapmaktır. Gri propaganda tarafsız bir kaynaktan gelir gibi gözükür ama aslında karşı taraftan gelmektedir.
Propaganda Oluşturma Teknikleri: Korkuya başvurma, Kaçınılmaz zafer, Tren etkisi, Kalabalığa katıl, Bir otoriteye referans, Doğrudan emir, Reddin elde edilmesi, Parıltılı genellemeler, Rasyonalizasyon, Kasıtlı muğlaklık, Transfer, Nedeni aşırı basitleştirmek, Sokaktaki adam, Tanıklık, Damgalama, Günah keçisi, İfade edilmemiş kabuller, Sloganlar, Erdem sözleri.
PROPAGANDANIN YAYILMASI İÇİN KULLANILAN DİĞER YÖNTEMLER
Propagandayı yaymak için kullanılan yaygın yöntemler arasında haberler, hükümetlerin raporları, tarihin tekrar yazılması, uydurma bilim, kitaplar, broşürler, propaganda filmleri, radyo, televizyon ve posterleri gösterebiliriz.
İKNA VE ETİK
İkna çok genel bir bakışla etkileyici iletişimin izler kitleye doğru, uygun ve ilintili bilginin sunulması yoluyla onların otonomisine saygı gösterilmesi pratiğidir.
Etiğe Uygun İknayı Ayırt Edebilmenin yolları:
TARES testi: Bu testi geliştirenler iknanın etiğe uygunluğunu belirlemek için  dikkat edilmesi gerektiğini söyledikleri noktalar: İletinin "açıksözlülüğü", İknacının gerçek, açık ve belirgin olması, İzleyiciye saygı, İkna edici çekicilikte tarafsızlık.
İknanın etiğe uygunluğu konusu şu sorular sorularak test edilmelidir:
  • Nedene saygı değeri üzerinde anlaşılmalıdır. Mesela izleyiciye gönüllü, haberdar olmayı sağlayıcı, mantıklı ve yansıtıcı yargılamalar yapmayı sağlayacak yeterli bilgi verilmekte midir?
  •  Açıksözlülük, saygı, gerçeklik ve hakkaniyet standartları karşılanmakta mıdır?
  • Önceki durumuna dönme olasılığı, kurallar ve ölçütler ve tanıtma testlerini karşılayıp dayanabilmekte midir?
Devamını Oku »

METEOROLOJİ

METEOROLOJİ

Meteoroloji, yerküreyi çevreleyen atmosferi ve atmosferde meydana gelen olayları, olguları ve değişiklikleri fizik, matematik, kimya, mekanik gibi pozitif bilimlere dayalı olarak inceleyen ve hangi koşullar altında oluştuğunu ortaya koyan bilim dalıdır,
Meteorologica, M.Ö. 340 yılında Aristo'nun doğa gözlemlerini yazdığı eseridir.İnsanoğlunun uzay konusundaki çalışmalarının ve bilgisinin artmasıyla birlikte 1960'da ilk hava uydusu olan TİROS-I adlı uydu uzaya fırlatılmıştır. Böylece, uzay çağı meteorolojisi dönemi başlamıştır. Sonraki dönemde de meteorolojik amaçlı birçok uydu uzaya gönderilmiştir. Uydulardan alınan görüntülerden sinoptik, klimatolojik, hidrolojik amaçlı konular gibi birçok konuda yararlanılmaktadır.
Ülkemizde Meteoroloji biliminin öncüleri; 15. yüzyılda astronomi konusunda yapmış oldukları çalışmalarla Uluğbey ve Ali Kuşçu'dur,
Ülkemizdeki kayıtlı en eski rasatlar İstanbul'da Saint-Benois ve Bebek'te bulunan yabancı okullarda 1839-1847 yılları arasında yapılan rasatlardır. Bu rasatlarda sıcaklıklar ölçülmüştür
-Osmanlı İmparatorluğu'nda meteorolojinin kurumsallaşma çalışmaları Kandilli Rasathanesi'nin kurulması ile başlamıştır. Kandilli Rasathanesi, Fransız Hükümetinin tavsiyeleri üzerine İstanbul'da Rasathane-i Amire adıyla 1867 yılında kurulmuş ve bu kuruluşun ilk sorumlusu da AristideCoumbary olmuştur.
-Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 1927 yılı yazında Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün ilk temel taşlarını atan AntalRethly'i başarılı çalışmalarından dolayı Yüksek Nişanla taltif etmiştir.
-1937 tarih 3127 sayılı Devlet Meteoroloji İşleri Umum Müdürlüğü Kuruluş Kanunu'nun Türkiye Büyük Millet Mecli-si'nde kabul edilmesiyle Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur,
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün görevleri aşağıdaki gibi özetlenebilir:
•Meteoroloji istasyonları veya birimleri açmak, çalıştırmak ve gerekli meteorolojik gözlemleri yapmak,
•Askerî ve sivil; kara, deniz ve hava ulaştırması ile tarım ve diğer sektörler için hava tahminleri yapmak,
•Tarım, orman, turizm, ulaştırma, bayındırlık, enerji, sağlık, çevre ve silahlı kuvvetlerle gerekli görülen kurum ve kuruluşlar için meteorolojik destek sağlamak, uluslararası anlaşmalarla sorumluluğuna verilen meteorolojik hizmetleri yürütmek,
•Yurt içi ve yurtdışı meteorolojik bilgi alışverişi yapmak bu bilgilerden gerekli görülenleri halkın yararlanabileceği biçimde yayınlamak,
•TRT kanununa uygun olarak radyo istasyonu kurmak ve işletmek,
•Meteoroloji ile ilgili uluslararası kuruluşlarda Türkiye'yi temsil etmek ve gerekli işbirliğini sağlamak.
-METEOROLOJİNİN DALLARI
Genel Meteoroloji: Meteoroloji hakkında genel bilgi ve tanımları verir,
Dinamik Meteoroloji: Atmosfer içerisinde meydana gelen hava hareketlerini ve ısı geçişini matematik ve fizik kanunlarıyla açıklamaya çalışır. Amacı sayısal hava tahminleri yapabilmektir,
Fiziksel Meteoroloji: Atmosferdeki radyasyon, buharlaşma, yoğunlaşma, bulut oluşumu, yağış, optik gibi tamamen fiziksel nitelikteki olaylarla ilgili branştır,
İstatistiksel Meteoroloji: Meteorolojik elemanların ortalama değerleri, normalleri, frekansları, değişimleri, dağılımları gibi istatistiksel verilerin incelenmesi ve elde edilen bilgilere dayanarak çeşitli iklim tiplerinin tayin edilmesi ile ilgilidir,
Sinoptik Meteoroloji: Eş zamanlı (simultane) yapılan sinoptik ölçümlere dayanarak çeşitli iklim tiplerinin tayin edilmesi ile ilgili daldır. Sinoptik meteoroloji çalışmalarında ülkelerin meteoroloji kuruluşları sürekli ilişki içerisindedirler.
Biyometeoroloji: Hava olaylarının canlılar üzerindeki etkilerini inceler, Hidrometeoroloji: Su temini, sel (taşkın) kontrolü, sulama ve benzeri konulara yönelik meteorolojik verileri belirlemeye yönelik meteoroloji dalıdır,
Denizcilik Meteorolojisi: Denizcilikle ilgili meteorolojik olayları inceleyen branştır, Denizler üzerindeki iklim elemanlarıyla deniz suyu özelliklerini de inceler,
Havacılık Meteorolojisi (Aeronatik Meteoroloji): Meteorolojinin uçuş problemlerine uygulanmasını inceleyen bir bilim dalıdır.
Tarımsal Meteoroloji: Sıcaklık, nem, yağış, güneşlenme ve radyasyon, rüzgâr, bulutluluk ve diğer su denge faktörleri gibi elemanlar ile bitkilerin ve hayvanların yaşam fonksiyonları arasındaki ilişkileri inceler.
Tarımsal meteorolojinin amacı:
•        Meteoroloji bilimini tüm farklı birim ve incelikleriyle tarımın hizmetine sunmak,
•        Tarım arazisinden en yüksek verim elde edilebilmesi için en uygun üretim deseninin bulunmasına yardımcı olmak,
•        Geçmişteki ve günümüzdeki hava koşulları incelenerek geleceğe yönelik hava tahminleri yapmak,
•Hava durumu ile ilgili bilgiler, tarımsal çalışmaların her aşamasını doğrudan veya dolaylı olarak etkiler, Bu nedenle, yapılan genel ve özel hava tahminleri ile üreticileri uyarmak.
-Klimatoloji, atmosfer içerisinde meydana gelen hava olayları ile yeryüzünde görülen iklim tiplerini inceleyen bilim dalıdır, İklim bilim ya da klimatoloji, atmosferde meydana gelen hava olaylarının oluşumunu, gelişimini ve değişimini nedenleri ile inceleyen ve bu hava olaylarının canlılar ve dünya açısından doğuracağı sonuçları araştıran bir bilim dalıdır,
Alman doğa bilimcisi ve kaşif Alexander vonHumboldt (1769-1859)'a göre; "iklim terimi, en yaygın anlamıyla, sıcaklık, nem, barometrik basınçtaki değişimle organlarımızı önemli ölçüde etkileyen atmosferdeki tüm değişiklikler, havanın durgun ya da rüzgârla değişen hareketli durumu, elektriksel gerilim miktarı, atmosferin temizliği ya da kirletici gazların karışması, ve son olarak dünyadan yansıyan radyasyon miktarını, bitkilerin organik gelişimini ve meyvelerin olgunlaşmasını artırmasının yanında insanların psikolojik ve zihinsel durumlarını etkilemesi nedeniyle önemli olan bulutların berraklık ve açıklık derecesini ifade etmektedir,"
Devamını Oku »

Disqus Shortname

Comments system