Türklerin Islâmiyetle VIII. yüzyıldan itibaren temas kurduğu topluca ve yaygın bir şekilde İslâmlaşma ise X. yüzyılda görülür. İslâmî Türk edebiyatının ilk önemli eseri Kutadgu Bilig ( 1069) Doğu Türkçesi ile yazılmıştır. Doğu Türk yazı dili, birbirinin devamı olan üç edebî üç dönemdir: Karahanlı (11. yy), Harezm-Altınorda (12-15. yy), Çağatay (15.-18. yy) ve bünyesinde birtakım Oğuzca (Batı Türkçesi) özellikleri de gösteren, 15. Yy’dan sonra tamamen Oğuzcalaşan ve ayrı bir edebî dil olma özelliğini kaybeden Memluk Kıpçakçasıdır. Doğu Türkçesi (Hakaniye Türkçesi) Batı Türkçesine göre daha önce edebî ürünler vermiştir. Batı Türkçesinin ilk dönemine Eski Osmanlıca, Eski Türkiye Türkçesi ve Eski Anadolu Türkçesi gibi adlar verilmiştir. Bu dönem, Anadolu Selçukluları ve Beylikler Çağı ile Osmanlı Devleti’nin XV. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanan kuruluş dönemini içine alır. Bu edebî dilin ikinci dönemi ise Osmanlı Beyliği’nin gittikçe güçlenerek Anadolu’da siyasi birliği sağlamasından, özellikle de İstanbul’un alınmasından sonra bu kentin yeni bir bilim, kültür ve uygarlık merkezi hâline gelmesiyle gelişen ve Arapça ve Farsçadan alınan kelimeler ve çeşitli gramer yapılarıyla anlatım gücünü geliştirerek 20. yüzyılın başlarına kadar varlığını sürdürür. Oldukça gelişmiş bu yüksek edebî dile Osmanlı Türkçesidenilmiştir. Batı Türkçesinin bir kolu da Doğu Osmanlıcası (Âzeri Oğuzca)dır. Eski Türk edebiyatı, Osmanlı döneminde ortaya konulan edebiyat ürünlerini esas almakla birlikte Osmanlı döneminde tek bir edebî gelenek bulunmamaktadır: